Şimdilerde kadın-erkek eşitliğinden, bekaretten, toplum baskısından ya da törelerden bahsedildiğine sık sık tanık oluyoruz. Ekranlarda, gazetelerde, hatta evlerimizde, kendi içimizde sıklıkla düşündüğümüz veya tartıştığımız konulardır bunlar. Öyle ki kalıplaşmış, sloganlaşmış daha da öteye giderek klişeleşmiş bir çok söylem var artık.
“Aslında Aşk da Yok” Haziran ‘89 da 25. baskısını yapmış, yukarıda bahsini ettiğim söylemlerin çoğunu içinde barındıran bir kitap. O yıllarda sekiz değil de yirmibeş yaşımda olsaydım ve bu kitabı okusaydım belki kitap bana heyecan verebilirdi. “İşte söylenmeyeni söylemeyi başarmış, cesur bir kadın!” diyebilirdim. Ancak şu anda bana sadece bir “günlük” okuduğum izlenimi vermekten öteye geçemedi.
Okumaya Devam »
Bir kadının en büyük düşmanı yine bir kadın mıdır? Ya da kadınların tek dostları kendileri midir? Bu ve bunlar gibi bir kaç klişe soruyu akıllara getirebilecek bir kitap “Dişi Şeytan”. Adından da hissedilebileceği gibi…
Blanche ve Crista aynı yaşlarda iki çocuk-kadındır. Her ikilide olduğu gibi biri güzel, alımlı ve çekici; diğeriyse daha sıradan, kendi halindedir. Başlarda masum bir arkadaşlık gibi görünsede zamanla birbirleri üzerinde iktidar kurma savaşına dönüşen hikâye; beklenmeyen bir finalle noktalanıyor. Daha çok insanların iki yüzlülüklerinin anlatıldığı hikâyede çok da yabancı olmadığınız duyguları yeniden yaşayabileceğinizi söyleyebilirim.
Okumaya Devam »
1921′de Manisa’da doğdu. Manisa Ortaokulu’nu (1936), Balıkesir Lisesi’ni (1939) ve ikinci sınıftan sonra askerî öğrenci olarak devam ettiği İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi (1944); A. Nihat Tarlan yönetiminde hazırladığı bitirme tezinin konusu “Tokatlı Kâni: Sanat, Şahsiyet ve Psikoloji” idi. O dönemde Akşehir’de bulunan Maltepe Askeri Lisesi’nde bir yıl edebiyat öğretmenliği yaptı (1945). 1946′da Manisa’nın Hacırahmanlı köyüne yerleşti ve burada çiftçilikle uğraştı. 1976′da İstanbul’a döndü; 1980′den sonra Milliyet (daha sonra Karacan) Yayınları’nda danışmanlık ve çevirmenlik, kısa bir süre de Can Yayınları’nda redaktörlük yaptı. Üzerinde çalıştığı Canistan adlı romanını tamamlayamadan kalp krizi sonucu Moda’daki evinde öldü (9 Ekim 1989).
Okumaya Devam »
İnsanın ismi acaba onun gelecekteki yaşantısını belirler mi? Ya da başka bir deyişle; sıradan isimlere sahip insanlar, sıradan hayatlar yaşarken, farklı isimlere sahip insanlar sıradışı hayatlar mı yaşar? İşte bu sorgulamadan yola çıkılarak kaleme alınmış “Özel İsimler Sözlüğü”; genç bir kadının bilmediği geçmişi, kendisine verilen tuhaf ismi ve hayatını adadığı “bale” üzerine yazılmış bir hikaye.
Dilin yalınlığı, sayfa sayısının azlığı ve çevirinin temiz oluşu kitabı oldukça kolay okunur kılıyor.
Böylece civardakiler, Binbir Gece Masalları’ndaki prenseslerin bile cesaret edemeyecekleri kadar süslü, minicik bir yaratığın elinden tutan, neşeli bir kadının sokakta yürüdüğünü gördüler.
Okumaya Devam »