Anne Kafamda Bit Var - Tarık AkanBilirsiniz Tarık Akan’ın sinemada iki farklı dönemin eseri olarak iki farklı duruşu vardır. İşte bu kitap Tarık Akan’ın daha sonra sosyal içerikli filmlere ağırlık vereceği 12 Eylül dönemini bir sanatçı gözünden ortaya koyuyor.

Tarık Akan 80 askerî darbesinden birkaç ay sonra Almanya’da yaptığı bir konuşma yüzünden Türkiye’ye döndüğünde tutuklanır. Böylece sorgulamalarla, zor şartlar altında geçecek ve aklanmasıyla son bulacak bir süreç başlamış olur.

Kitabın gövdesini oluşturan tutukluluk sürecinde Tarık Akan, kendisinin ve onunla aynı kaderi paylaşan diğer tutukluların maruz kaldıkları baskıları, itilip kakılmaları; içinde bulunulan zor şartları anlatıyor. Kitabın bir bölümünde ise Yılmaz Güney’in ünlü Yol filminin zor şartlar altındaki yapım sürecini ele alıyor.

Okumaya Devam »

Duygu Asena

Duygu Asena19 Nisan 1946′da İstanbul’da doğdu. Atatürk’ün yaveri olan ve dönemin CHP milletvekili Ali Şevket Öndersev’in torunudur. Orta öğrenimini Kadıköy Özel Kız Koleji’nde, yüksek öğrenimini ise İstanbul Üniversitesi’nde tamamladı. Pedagoji Bölümü mezunu olan Asena iş hayatına da pedagog olarak başladı.

1972 yılında Hürriyet gazetesinin Kelebek ekinde ilk yazısı yayınlandı. O sıralar yazılarında “Şirin” takma adını kullandı. Bu tarihten sonra çeşitli dergi ve gazetelerde gerek yazar gerekse yönetici konumunda görev yaptı.

1987 yılında yayınlanan ilk kitabı “Kadının Adı Yok” ile büyük çıkış yakaladı. Yalnız, kitap müstehcen bulundu ve yasaklandı. Uzun süren dava sonucunda yeniden basılmasına izin verilen kitabı ünlü yönetmen Atıf Yılmaz sinemaya aktardı.

Okumaya Devam »

Aslında Aşk da Yok Şimdilerde kadın-erkek eşitliğinden, bekaretten, toplum baskısından ya da törelerden bahsedildiğine sık sık tanık oluyoruz. Ekranlarda, gazetelerde, hatta evlerimizde, kendi içimizde sıklıkla düşündüğümüz veya tartıştığımız konulardır bunlar. Öyle ki kalıplaşmış, sloganlaşmış daha da öteye giderek klişeleşmiş bir çok söylem var artık.

“Aslında Aşk da Yok” Haziran ‘89 da 25. baskısını yapmış, yukarıda bahsini ettiğim söylemlerin çoğunu içinde barındıran bir kitap. O yıllarda sekiz değil de yirmibeş yaşımda olsaydım ve bu kitabı okusaydım belki kitap bana heyecan verebilirdi. “İşte söylenmeyeni söylemeyi başarmış, cesur bir kadın!” diyebilirdim. Ancak şu anda bana sadece bir “günlük” okuduğum izlenimi vermekten öteye geçemedi.

Okumaya Devam »

Dişi Şeytan - Amélie NothombBir kadının en büyük düşmanı yine bir kadın mıdır? Ya da kadınların tek dostları kendileri midir? Bu ve bunlar gibi bir kaç klişe soruyu akıllara getirebilecek bir kitap “Dişi Şeytan”. Adından da hissedilebileceği gibi…

Blanche ve Crista aynı yaşlarda iki çocuk-kadındır. Her ikilide olduğu gibi biri güzel, alımlı ve çekici; diğeriyse daha sıradan, kendi halindedir. Başlarda masum bir arkadaşlık gibi görünsede zamanla birbirleri üzerinde iktidar kurma savaşına dönüşen hikâye; beklenmeyen bir finalle noktalanıyor. Daha çok insanların iki yüzlülüklerinin anlatıldığı hikâyede çok da yabancı olmadığınız duyguları yeniden yaşayabileceğinizi söyleyebilirim.

Okumaya Devam »