Sabahattin Ali’nin, Almanya yıllarında yaşadığı aşktan esinlenerek yazdığı bu eşsiz eseri öncelikle 1940-41 yılları arasında Hakikat gazetesinde tefrika edilmiş, sonradan kitap haline getirilerek Türk Edebiyatı’nın kült novellası olmuştur.

Kendi halinde, ailesi ve çevresince ezilmeyi kabullenmiş, suskun ama içinde hırçın sularla gelip durulanmış sözlerle yaşayan Almanca mütercimi Raif Efendi’nin gizli defterinin kapağı aralandığında başlayan macerası, okuyucuyu Berlin’de yaşanan naif bir aşk hikâyesine götürüyor.

Gençlik yıllarında gittiği Almanya’da bir resim galerisinde rastladığı Kürk Mantolu Madonna tablosu Raif ‘in amaçsız geçen hayatını apansızca değiştiriverir. Daha önce hiç tatmadığı duygular onu bu suretin peşinde sürüklerken, kader bir Berlin akşamında gerçeğiyle de tanıştıracaktır: Maria Puder.

Bu kadının resmini gördüğüm andan beri geçen birkaç hafta içinde, ömrümün bütün senelerinden daha çok yaşadığımı hissediyordum. Her günüm, her saatim, uyuduğum zamanlar bile dopdoluydu. Bana sadece yorgunluk veren uzuvlarımın değil, ruhumun da yaşamaya başladığını, içimde, haberim olmadan bekleşen üstü örtülü derin tarafların da birdenbire meydana çıkarak bana fevkalade cazip, kıymetli manzaralar arz ettiklerini görüyordum.

Hikâyenin bu bölümünde Sabahattin Ali’nin mükemmel bir tasvirle Maria Puder’i adeta resmedişine şahit oluyoruz. Bir ressam ve kabare şarkıcısı olan Maria, hem tavırları hem de fikirleriyle nev-i şahsına münhasır zor bir kadındır. Ama Maria’nın erkeklere karşı olan katı düşüncelerine rağmen Raif, sevgisiyle ve sabrıyla onu sert kabuğundan, usulca kırarak çıkartıverir.

“Şimdi aramızda noksan olan şeyin ne olduğunu biliyorum!” dedi. “Bu eksik sana değil, bana ait… Bende inanmak noksanmış… Beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanamadığım için, sana aşık olmadığımı zannediyormuşum… Bunu şimdi anlıyorum. Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar… Ama şimdi inanıyorum… Sen beni inandırdın… Seni seviyorum… Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum… Seni istiyorum… İçimde müthiş bir arzu var…”

Maria ve Raif’in bundan sonra yaşadıkları, okuyucuyu bu deruni sevdanın tufanlarca yitip gidişine tanıklık ettirse de, onu, kitabı bitirdiğinde başucuna bırakıp orada yerini sabitlemesinden alıkoyamıyor.

Sabahattin Ali, gerçek Maria Puder’le yaşadığı aşkın ne kadarını bu hikâyesinde anlattı bilmiyoruz. Ama yurtdışına çıkmak isterken Bulgaristan sınırına yakın bir yerde öldürüldüğünde, üzerinden “Maria Puder öyle ölmedi” yazılı bir not çıktığı söylenmektedir.

Kürk Mantolu Madonna, mükemmel betimlemelerle bezenmiş, okuyucuyu içine çekip saran haliyle de efsunlu, yürekte kağıt kesiği bir başyapıt.

Kitabın Künyesi

Adı: Kürk Mantolu Madonna
Yazarı: Sabahattin Ali
Yayınevi: YKY
1.Baskı Yılı: 1998
Sayfa Sayısı: 163
ISBN: 978-975-363-802-7

www.kitapvitrini.com/yapi-kredi-yayinlari/sabahattin-ali/kurk-mantolu-madonna-9789753638029.htm

“Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali” için 1 Yorum var

  1. kültürelbellek13 Kas 2011 - 05:34

    İlk bakışta adı insana bir tuhaf geliyor fakat insan okudukça kendini kitabın büyüsüne kaptırıyor. Herkesin okuması gereken bir kitap tavsiye ederim.

Yorumlayın