Hapishanede geçen 3 yıl, 2 ay, 21 gün. Dr. Erdal Atabek’in çocuklarından ayrı, mesleÄŸinden ayrı, dahası dış dünyadan ayrı geçirdiÄŸi 38 ay.
Kitapta anlatılanlar her ne kadar gerçek de olsa yazar kronolojik bir sıralamaya gerek duymamış. Zaten günlük tadında bir kitap da deÄŸil. Anı kitabı olmasına karşın “bugün ÅŸu oldu, akÅŸam bu oldu..” gibi cümlelere rastlamıyorsunuz. Atabek daha çok dört duvar arasına hapsedilmiÅŸ bir insanın iç dünyasına yolculuk etmiÅŸ. Dışarıdaki insanın önemsemediÄŸi ayrıntıların, içerde ne denli hayati önem taşıyabileceÄŸini göstermiÅŸ. İğnenin, ipliÄŸin, havlunun, sabunun, bir kutu karper peynirin dostluÄŸun göstergesi olabileceÄŸi hiç aklınıza gelir mi? Biz dışarda yaÅŸayanların anlamasının güç olduÄŸu kavramlar belkide bunlar.
Okumaya Devam »
Gırgıriye’ serisini bilmeyeniniz yoktur. Hani Sulukule’de geçen kavgalı, gürültülü, çok eÄŸlenceli komedi filmleri. MSM’yi de duymuÅŸsunuzdur. Müjdat Gezen Sanat Merkezi. İşte benim de Müjdat Gezen hakkında tüm bildiklerim bunlardan ibaretti. Pek sıcak bulmamışımdır, Gezen’i. Dolayısıyla sıkı sıkıya takip etmedim hiç bir zaman.
“Galiba Ben Sanatçıyım” ise ona karşı (nedendir bilmem) sahip olduÄŸum önyargıları törpüledi. İçten bir kitap. Kitabın arka kapağında da yazıldığı gibi aslında bir ‘anı’ kitabı olmaktan çok bir çeÅŸit ‘anımsamalar’ kitabı olmuÅŸ. Pek de güzel olmuÅŸ. Kronolojik sıra olmadığı için takipte güçlük çekmiyor, rahatlıkla okuyabiliyorsunuz. Ta 29 Ekim 1943’de baÅŸlayıp 2003’e kadar süregelen bir hatıralar silsilesi. Kimler yok ki içinde? Münir Özkul, Kemal Sunal, SavaÅŸ Dinçel, Aziz Nesin, Ajda Pekkan, Suna Selen, Gülriz Sururi… Hepsinin bilinen, bilinmeyen yönleri.
Okumaya Devam »
Bilirsiniz Tarık Akan’ın sinemada iki farklı dönemin eseri olarak iki farklı duruÅŸu vardır. İşte bu kitap Tarık Akan’ın daha sonra sosyal içerikli filmlere ağırlık vereceÄŸi 12 Eylül dönemini bir sanatçı gözünden ortaya koyuyor.
Tarık Akan 80 askerî darbesinden birkaç ay sonra Almanya’da yaptığı bir konuÅŸma yüzünden Türkiye’ye döndüğünde tutuklanır. Böylece sorgulamalarla, zor ÅŸartlar altında geçecek ve aklanmasıyla son bulacak bir süreç baÅŸlamış olur.
Kitabın gövdesini oluÅŸturan tutukluluk sürecinde Tarık Akan, kendisinin ve onunla aynı kaderi paylaÅŸan diÄŸer tutukluların maruz kaldıkları baskıları, itilip kakılmaları; içinde bulunulan zor ÅŸartları anlatıyor. Kitabın bir bölümünde ise Yılmaz Güney’in ünlü Yol filminin zor ÅŸartlar altındaki yapım sürecini ele alıyor.
Okumaya Devam »